Hayatımızda çok küçük yaşlardan itibaren hepimizin kurmaya başladığı bir cümle var. Beni anlamıyorsunuz.. Çünkü anlaşılma isteği, insan doğasının en temel parçalarındandır. Hepimiz duyulabiliriz ama hepimiz dinlendiğimizi hissedebilir miyiz? Birini anlamak, sadece söylediklerini dinlemek değil, aynı zamanda onun söylediklerini; bakış açısını anlamlandırabilmektir.
Maslow’un ihtiyaçlar Hiyerarşisine göre, ait olma ve sevgi ihtiyacı insanın en temel ihtiyaçlarımızdandır. Bunun yanında John Bowlby’nin bağlanma kuramına göre, erken dönem ilişkilerimizde yeterince görülüp anlaşılmak, ileriki yaşantılarımızda kendimizi ifade edebilme biçimimizi doğrudan etkiler. Bu ihtiyaç (anlaşılmak) karşılanmadığında, kişi kendini yetersiz, yalnız, izole veya değersiz hissedebilir. Anlaşılmak, böylelikle bireyin psikolojik iyi oluşunun kötü etkilenmesini önler ve kendi kimliğini kazanmasına yardım eder.
Anlamak ve anlaşılmak deyince akla gelen kavramlardan biri elbette ki empati olacaktır. Empati birini anlama sürecimizde ya da birini anlamaya çalıştığımızda kilit rol oynar. Aynı zamanda empati kurabilmek başkasının duygularına duygusal anlamda yanıt verebilmek anlamına gelir. Bu sebeple empati kurabilen bir insanla konuştuğumuzda, psikolojik danışmanlık hizmeti aldığımızda kendimizi daha iyi hissederiz çünkü duygularımız karşımızdaki kişide karşılık bulabilmiş ve anlaşılmıştır… Fakat ne yazık ki anlaşılmak bazen anlatıldığı kadar kolay değildir. Bireyler yaşantı biçimlerine göre şekillenen bambaşka zihinlere; aile, sosyal, duygusal yaşantılarına bağlı olarak değişen algılama biçimlerine sahip olduğundan, anlaşılmayı beklediğimiz yerlerde hayal kırıklığına uğrayabiliyoruz.
Bunun bir çözümü yok mu? Hepimiz geçmişimizin esiri olarak ve farklı olan zihinlerimizin ardına mı sığınmalıyız? Hayır. Etkili iletişimi öğrenmek, iletişim becerilerimizi geliştirebilmemiz önemlidir çünkü anlamak pasif bir eylem değil, aktif bir çabadır. Carl Rogers’ın sık sık vurgulamış olduğu, yargılamaksızın dinlemek ve duyguları yansıtma yapmak ve olduğu haliyle kabul etmek ilk adım olabilir. Peki nedir duyguları yansıtma yapmak? “Duygularını anlıyorum, bu senin için çok zor olmalı. Öfkeli/ üzgün/utanmış hissediyorsun” diyebildiğimiz noktada, yansıtma yapabiliyor ve karşı tarafın dünyasına girebiliyoruz demektir çünkü çoğu zaman insanlar çözüme değil, anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Evet anlaşılmak sırtımızdaki yükü almaz ama hafifletir. Unutmamalıyız ki, anlaşılmaya istekli olduğumuz kadar; anlamaya istekli olduğumuzda, gerçek bağlar kurabilmek de elbette ki daha kolay hale gelir.
Psikolojik Danışman Ayşe Rana Topal


